Van Koza Psikoloji logo

Hamilelik Dönemi Ve Sonrası Psikolojik Durum

Çocuk sahibi olmak, doğum, gebelik, hamilelik süreci gibi konularda anne adayları; diğer birçok konuda olduğu gibi sadece toz pembe tarafını görürler. Elbette çok güzel duyguların yaşandığı, keyifli zamanların geçtiği, gelecekle ilgili tatlı hayallerin kurulduğu gibi çokça şey var. Fakat sürecin zor taraflarını da konuşmak gerekir.

Hamilelik Dönemi

Hamilelik testinin pozitif olması ile tatlı bir heyecan, mutluluk ve merak olabilir. Fakat uykusuz geceler, beden ağrıları, fizyolojik ve biyolojik değişimler ve bütün bunlarla gelen stres, kaygı ve hatta kimi zaman depresif ruh hali… Amacım bu yazıyı okuyan anne adaylarına karamsar bir tablo çizmek değil elbette. Fakat sürece dair daha fazla bilginin varlığı, süreci yönetmekle ilgili daha donanımlı olmak demektir.

Hamilelik döneminin nasıl geçeceği anne adayının psikolojik ve duygusal olarak anne olmaya ne kadar hazır olmasına göre değişebilir. Beklenmeyen gebelikler, anne adaylarının gebelik döneminde korku ve kaygı düzeylerini fazlasıyla arttırabilir. Bu sebeple bilimin ve teknolojinin bu denli geliştiği bir dönemde, bu alanda çalışan bilim insanlarına ve sağlık çalışanlarına kulak vermek çok önemlidir. Peki bize neler söylüyorlar? Gelecek planlamanın önemini ve gerçekten anneliğe ve babalığa hazır olup olmamanın üzerine çokça düşünülmesi gerektiğinin söylüyorlar.

Bu dönemde yaşanan korku ve kaygının sebeplerinden biri de anne adayının kendi çocukluğu, çocukluk deneyimleri ve anne babasıyla yaşanmışlıklarıdır. Aşılması gereken birtakım psikolojik ve duygusal bariyerler var ise bunları aşmak için profesyonel destek almak gerekebilir.

Anne adayının beden sağlığı, yaptığı iş, çalışma hayatı, beslenme alışkanlıkları, rutinleri, uyku düzeni ya da uyku düzensizlikleri de psikolojik problemleri beraberinde getirebilir. Bu durumların erken safhalarda düzeltilmesi gerçekten birçok problemi aşılabilir hale getirir.

Ve tabi ki anne adayının eşi ile olan ilişkisi… Bizim coğrafyamızın erkeklerinin en çok düştüğü yanılgılardan biri, toplumsal rollerinin tanımını yanlış yapmalarıdır. Ataerkil bir düzende yetişmiş erkeklerin büyük bir kısmı, eve ekmek getirmenin, ailenin maddi ihtiyaçlarının karşılanmasının onları eş ya da baba yapmaya yettiğini düşünmektedir. Fakat eşin bu süreçte yaşayacağı her ruhsal ve duygusal çıkmazda yanında olduğunu hissettirmek, her zaman iletişime açık olduğunu göstermek bu süreci anne adayının süreç yönetimini çokça kolaylaştırır. Öyle ki toplumdaki anne adaylarının çok büyük bir kısmı eşlerinin bu rolü üstlenmesi şöyle dursun; onun kendilerine yeni problemlerle gelmemelerine razılar.

Hamilelik dönemi anne adayının yaşadığı psikolojik sorunları dönemlere göre inceleyelim. İlk üç ay anne adayı genel olarak mutlu olabilir. Bu dönemde halsizlik, bulantı ve kusma çokça görülebilir. Elbette bu yazdıklarım beklenen, planlanmış bir gebelikle planlanmamış bir gebelikte farklı olabilir. Planlanmamış gebeliklerde söz konusu mutluluk hali yerini kaygı ve korkuya bırakabilir. Yine halsizlik, bulantı ve kusmaların sıklığı ve miktarı daha fazla olabilir.

İkinci üç ay beden değişikliklerinin belirgin şekilde fark edildiği dönemdir. Karnı büyüyen anne adayı gebeliği üçüncü şahıslara duyurmaktan keyif alıp mutlu da olabilir, bunun baskısını daha fazla yaşayıp daha çok da kaygılanabilir. Fakat gebelik sürecinin nispeten olgunlaştığı süreç olmasından ötürü ruhsal problemlerin en az görüldüğü evredir. Ayrıca biyolojik ve fiziksel olarak kendilerini en iyi ve sağlıklı hissettikleri dönemdir.

Üçüncü üç ay karnın daha çok büyümesi ile iç organların daha fazla baskıya maruz kalmasına neden olabilmektedir. Anne adayı solunum, sindirim problemleri yaşayıp hareket kabiliyetini nispeten kaybeder. Bu sorunlar beraberinde uykusuz geceleri getirmektedir. Doğum daha çok yaklaştığı için anne adayı doğum sancısı, bebeğin doğum sırasında yaşayabileceği tehlikeler, sonrasının nasıl olacağına dair daha fazla düşünüp strese girebilir.

Doğum Sonrası

Annenin doğum esnasında ve sonrasında, hem kişisel sağlığın hem bebeğin sağlığına yönelik biyolojik ve fiziksel sorunlarının giderilmesine dair tıbbi bakım eksiksiz bir şekilde sunulur. Fakat annenin ruhsal desteği çoğu zaman ıskalanır. Doğum sonrası dönem özellikle ilk aylar, anne için birçok ruhsal ve psikolojik problemin varlığı demektir.

Annelerin % 50-70 kadarı annelik hüznü yaşarken, % 10-15 kadarı depresyon yaşayabilmektedir. Bu dönemde ruhsal problemleri besleyen sorunlar; annede önceden var olan psikolojik problemler, karı-koca arasındaki ilişki, hayattaki rollerin değişimine ayak uyduramama, anneliğe hazır olmama, çevresel baskılar, psikolojik ve sosyal destekten yoksunluktur.

Annelik hüznü annedeki hormonal dengenin değişimine de bağlı olarak, anneliğin getirdiği yorucu süreci varlığıyla kendini doğumdan sonra gösteren ve 7-10 gün kadar süren bir durumdur. Herhangi bir profesyonel desteğe ihtiyaç yoktur. Kendiliğinden geçer çoğunlukla. Fakat bu dönemde eş ve yakın çevrenin desteği de önemlidir.

Doğum sonrası depresyon ise ilk 4-6 hafta içinde başlayıp 2 yıla kadar sürebilir. Depresyon tablosu, kişinin çok kolay atlatabileceği, kısa süreli bir bunaltı olabileceği gibi uzun süreli, kişinin dünyasına gömüldüğü, melankolik bir durum da olabilir. Depresyonu annenin yaşadığı uyum problemlerinden ayırt etmek gerekir. Eğer tedavi edilmezse annenin uzun vadede başka problemler yaşamasına neden olabileceği gibi bebeğin psikososyal gelişimini de ciddi şekilde etkileyebilir. Depresif annelerde, çocukları için yeterli olmadıkları, onları yeterince sevmediklerine dair bir suçluluk hissederler.

Tedavi İçin Neler Yapılabilir?

Gebelik döneminde anne adayının geçmişten kalan ve halının altına süpürdüğü bazı ruhsal ve psikolojik problemleri çözmesi gerekir. Bunun için profesyonel destek alınması gerekiyorsa psikoterapistten alınmalıdır.

Gebelik döneminde bebeğin de sağlığını etkileyen; anne adayının psikolojik ve ruhsal problemlerini tetikleyen biyolojik düzensizlikler değiştirilmelidir. Daha düzenli ve doyurucu uyku, düzenli ve sağlıklı beslenme, stresi arttıran ortamlardan uzaklaşma, varsa eğer zararlı alışkanlıkları terk etmek psikolojik ve ruhsal yönden anne adayını daha diri tutar.

Eşlerin kendi aralarındaki iletişimi elbette her dönemde iyi olmalıdır. Fakat böylesine hassas bir dönemde, anne adayının duygusal olarak çok hızlı etkilendiği unutulmamalıdır. Eşler arasında iletişim kanalı her zaman açık olmalı ve anne adayının ruhsal ve duygusal doygunluğu gözetilmelidir.

Doğum ve sonrası ile ilgili hem psikologlardan hem de doğum ve gebelik uzmanlarından profesyonel destek alınmalıdır. Doğumun olası riskleri ile ilgili kaygı ve korkuların giderilmesi önemlidir.

Doğum sonrası annenin bebeği ile bağı ve iletişimi, annenin psikolojik ve ruhsal durumunu belirleyici etkendir. Doğumdan önceki ilk zamanlar için hem gebelik döneminde buna dair kitap ve yazılar okunarak hazırlanılmalı hem de bu dönemde aile yakınlarından destek alınmalıdır.

Depresif olan annenin depresyon belirtileri yavaş yavaş ve sinsice belirginleşmeye başlar. Annenin kendini ifade edebilmesi ve ruhsal durumunu başta eşi olmak üzere birilerine açabilmesi problemleri daha aşılabilir hale getirir. Fakat bazen bu problemler büyüyebilir ve profesyonel destek gerektirebilir. Bunun için psikoterapistten kesinlikle destek alınmalıdır.




NOT: Bu makale ve sitemizdeki diğer tüm içerikler bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır. Tıbbi bir tanı ve tedavi amacı taşımamaktadır. Sitedeki bilgiler ışığında bir ilaç tedavisine başlanması veya sonlandırılması kesinlikle önerilmez. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için mutlaka bir tıp hekimine başvurunuz. Bu makale ve sitemizdeki diğer tüm içerikler Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırı sayılabilecek ilan ve reklam yapma amacı taşımamaktadır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Diğer Makaleler

Uyku Ve Uykusuzluk

Uyku, gün boyu yıpranan vücudumuzun ve sinir sistemimizin,  yenilenmesi ve onarılması için yaşamımızın üçte birini kapsayan bir dönemi

Devamı »