Van Koza Psikoloji logo

Pasif Ve Agresif Bireyler

İnsan, birçok farklı rolü olan sosyal bir varlıktır. İş yerinde bir çalışan ya da işveren; evde bir baba, anne ya da çocuk; okulda bir öğrenci olmak gibi bir ya da birden fazla rolü olabilir. Bütün rollerimiz ve bulunduğumuz bütün ortamlarda, hemen hemen her şey için iletişim kurma ihtiyacı hissederiz. İletişimimizi elbette duygularımız ve düşüncelerimiz yönlendirmektedir. Bazen etrafımızda bizi de etkileyen, istemediğimiz bazı olaylar gelişebilir. Bu olaylar karşısında bir tavır alır ve buna göre alacağımız tepkiyi hesap ederiz. Zaman zaman öfke duyar ve bunu dışa vurma ihtiyacı hissederiz. Pasif agresif davranış, öfkenin doğru yönetilememesi ve dışa vurulamaması sonucu gelişir.

Öfkeyle baş edememe problemlerinin çoğunlukla çocukluk dönemlerine dayanan hikayeleri vardır. Birçok ebeveyn öfkeyi zararlı, kabul edilemez, ayıp görür. Fakat öfke insan doğasının bir parçasıdır. Doğru yönlendirmeler ve kendini ifade etmeye yardım etmeyle, çocukta öfkenin dışa vurumu sağlanmalıdır. Aksi durumda öfkenin bastırılması ile rahatlayamayan çocuk pasif agresif tavır takınarak rahatlamaya çalışır. Kızgınlık, gerginlik ve küskünlük halini devam ettirir. Bu durum, kendisinden bir şeyler istendiğinde çocukta aşırı tepki, uyum problemi, arkadaşlarına hayır diyememe ve baskılanmaya sebep olabilir.

Kabullenmeme ve bunu çok basit bir ‘hayır’ sözcüğü ile ifade edememe pasif agresif davranışı ortaya çıkarır. Yüzleşmekten kaçınma, ayıplanma ve eleştirilme korkusu ile yeni bir korunma mekanizması geliştirirler. ‘Trip atarak’ orta yolu bulacağını ve daha iyi anlaşılacağını zannetme bu mekanizmanın parçasıdır.

Pasif Agresif Bireyin Özellikleri

  • İkili ilişkilerinde güven duyma problemi yaşar. Sürekli söylem ve davranışların ardında başka hesaplar ve amaçlar arar.
  • Kibirli ve empatiden yoksun olabilirler.
  • İnsanlarla basit düzeyde iletişim kurma becerileri zayıf olabilir. Kendilerini en dolambaçlı yollardan ifade etme yolunu tercih ederler.
  • İlişkilerinde yaşanan problemlere bulunan çözümleri kabul ediyor gibi olabilirler. Ama bunu umursamaz veya sabote ediyor olabilirler.
  • Kendilerinden talep edilen şeyleri çok önemsiyormuş gibi görünüp aslında umursamaz ve küçümseyici düşünebilirler.
  • Yeterince takdir edilmediğini düşünüp başarılı olma konusunda agresif olabilir. Hatta başarıya ulaşmak için ahlaki ve etik olmayan yollara başvurabilir.
  • Derdini çoğunlukla üçüncü şahıslara anlatır. Bir arkadaşının tavrına kızgınlığını ona direkt söylemek yerine dolaylı yollarla ona ulaşmasını sağlamaya çalışır.
  • Çoğunlukla doğru olanı ve üzerine düşeni yaptığına inanıp sorumluluk almaktan kaçınır. Ona göre bir problem varsa problemin kaynağı diğerleridir. Çünkü o yapması gerekeni yapmıştır.
  • Bahane üretme makinesi gibi çalışır. Özellikle yapamayacağı, altından kalkmaktan zorlanacağı işlere girişip yarıda bırakır. Tepki aldığı zaman ise ‘bunu da yapacak mıydım’, ‘sen bunu da mı istemiştin’ gibi bahaneleri öne sürmek için heybesinde hazır tutar.
  • Yanında başkalarının övülmesine pek tahammül edemez. Hemen kendi kafasında aslında onun da eksikleri olduğunu kendi kendine söylemeye başlar. Bir süre sonra arkadaş ortamlarında da bunları dillendirmeye başlar.
  • Sürekli küçümseyici, alaycı, somurtkan, karamsar bir yüz ifadesi ile dolaşabilir. Ortada herhangi bir sebep yokken düşmanlık üretebilir ve bunu kendi içinde büyütebilir.
  • Kinayeli ve mecazlı ifadelere bayılır. Düz ve açık konuşmak ona fersah fersah uzaktır. Devamlı alaycı ve aşağılayıcı sözler kullanarak dikkatleri kendine çekmek isteyebilir. Aslında söz konusu kendisi değilse bile konuyu kendine getirmeye çalışıp ondan bahsedilmesini ister.
  • Çok basit söz ve şaklardan bile alınabilir. Özgüveni ve öz saygısı zayıftır.
  • Devamlı kötü bir şeylerin olacağı korkusu ile yaşar. Hep hayal kırıklığı yaşamaktan korkar.

Pasif Agresif Bireye Karşı Tutum Nasıl Olmalıdır?

Bireyin yanlış söz ve davranışları karşısında çok net tavırlar takınmalı ve sözler kullanılmalıdır. Örneğin ‘bu şekilde davranmasan daha mı iyi olur acaba’ demek yerine ‘bunu bana bir daha yapmanı istemiyorum’ gibi net ifadeler kullanılmalıdır.

Ona karşı tavır takınırken ona benzememeye ve aynı şekilde tepki vermemeye dikkat etmelidir. Söylenen sözler ve takınılan tavırlarda soğukkanlılığı kaybetmemelidir.

Ona kusur ve yanlışları söylenirken geçmişte biriktirdiği bagajı bir anda boca etmek yerine tek tek bunları söyleyip çözmeye çalışmak gerekir.

Problemleri anlatırken işin özünden uzaklaşmasına izin verilmemeli ve şahsileştirmesinin önüne geçilmelidir. Gerekirse ‘sen bu konuşmanda bunu demek istiyorsun, ve ben bunu anlıyorum’ diyerek yansıtılma yapılmalıdır.

Sorumlulukları konusunda net ve tavizsiz olunmalıdır. Muğlak kalmış alanlar bahane üretmeye açık alanlardır. Ona bu imkan verilmemelidir.

Yoğun ve düzenli bir psikoterapi süreci ile beraber bireyin bu problemin varlığını kabullenmesi ve davranış ve alışkanlıklarını değiştirmek, iyileştirmek, düzeltmek için çaba sarf etmesi gerekir. Elbette çocukluk ile gelen ve kökleşmiş davranış kalıplarının varlığı ve bunun revizyonunun zorluğu kabul edilmelidir. Danışmanlık süreci konusunda bireyin sorumluluk alması ve sürecin içinde aktif ve üretken bir şekilde yer alması gerekir. Mümkünse ve eğer gerekiyorsa, terapist rehberliğinde bir süre rutin ortamı kısmen ya da tamamen terkedilebilir.




NOT: Bu makale ve sitemizdeki diğer tüm içerikler bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır. Tıbbi bir tanı ve tedavi amacı taşımamaktadır. Sitedeki bilgiler ışığında bir ilaç tedavisine başlanması veya sonlandırılması kesinlikle önerilmez. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için mutlaka bir tıp hekimine başvurunuz. Bu makale ve sitemizdeki diğer tüm içerikler Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırı sayılabilecek ilan ve reklam yapma amacı taşımamaktadır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Diğer Makaleler

Uyku Ve Uykusuzluk

Uyku, gün boyu yıpranan vücudumuzun ve sinir sistemimizin,  yenilenmesi ve onarılması için yaşamımızın üçte birini kapsayan bir dönemi

Devamı »