Van Koza Psikoloji logo

Yalnızlık Psikolojisi

yalnızlık psikolojisi

Yalnızlık hemen herkesin belli bir dönemde deneyimlediği, olumlu veya olumsuz etkilerine maruz kaldığı bir durumdur. Peki gerçekten öyle mi? Yani hepimiz yalnızlığı deneyimledik ve bunun etkilerine maruz kaldık mı? Yalnızlığı tanımlarken ya hepimizin aklında farklı şeyler varsa? O zaman doğru olan hangisi? Birden çok yalnızlık tanımı ve çok çeşitli etkileri söz konusu olabilir mi?

Bütün bu soruları bu yazımızda sizinle paylaşmak istedik.

Yalnızlık Nedir?

Sözcük anlamından yola çıkarak yalnızlık tanımını farklı şekillerde yapabiliriz. Örneğin yetiştiği, büyüdüğü, kendini ait hissettiği ortamdan çıkıp farklı bir yerde üniversite okuyan biri bir süre yalnızlık çekebilir. Bu tanım, söylediğim gibi kelimenin kökenine dayanarak söylenebilecek bir tanımdır. Ama bu yazıda yalnızlığı ruhsal ve psikolojik yönden tanımlamaya çalışacağız.

‘Yalnızlık’ kelimesinin kökü ‘yalın’ dır. ‘Yalın’ kelimesi gösterişsiz, sade anlamlarına geldiği gibi çıplaklık anlamında da gelir. Yalnızlık ise tek olmak değil, kalabalıkların arasında bile tek olduğunu hissetmektir. Bazen çevremizdeki o kalabalıkları, çıplaklığımızı yani yalnızlığımızı örttüğünü düşündüğümüz elbiseler gibi görerek kendimizi avutabiliriz.

Kimimiz insanlarla temas kurmaktan, kalabalıklardan uzaklaşmak isteriz. Kendimizle baş başa kalıp sadece kendimizi dinlemek isteriz. İç sesimize kulak verip iç sesimizi bastıran her sesten arınmak isteriz. Her ne kadar bu durumdaki kişi için yalnız tabirini kullansak da kalabalıklar içinde anlaşılamayan, sesini duyuramayan kadar yalnız değildir.

Ezcümle… yalnızlık ‘tek olmak’, ‘kimsesiz olmak’ anlamlarına gelmemektedir. Yalnızlık ruhsal ve psikolojik bir durumu tanımlar. Aklını, fikrini, ruhunu, aşkını, dostluğunu, arkadaşlığını paylaşabileceği ve ona bağlılık, birliktelik, aidiyet hissedeceği birinden ya da birilerinden yoksun olmaktır. Van psikolog , Van Özel psikolog ve Van pedagog kapsamında bize başvuran bireylerin yalnızlığı tanımlama biçimlerinin de yukarıda ifade edilenlerle paralellik gösterdiğini söylememiz mümkün.

Yalnız Olmak mı? Yalnız Hissetmek mi?

Yalnız olmak ve yalnız hissetmek başka anlamlara gelir. Yalnız olmak yukarıda da bahsettiğim gibi sevdikleriyle aynı ortamı paylaşamamak, fiziksel olarak yakın olamamak durumudur. Yalnız hissetmek ise yine yukarıda değindiğim gibi çevresinde yığınla insan olmasına rağmen iletişim kuramama, duygu, düşünce paylaşımından mahrum olmak demektir. Yaşlı bakım evleri ve huzurevlerini düşünsenize… Bu yerlerde yaşayan bireylerin büyük bir kısmı etraflarındaki kalabalığa rağmen derin bir yalnızlık hissi içindedirler. Ya da hastanelerde uzun süre tedavi amaçlı bulunan hastaları düşünelim. Birçoğu gün içinde hastane personeli ya da odayı paylaştıkları insanlarla sürekli iletişim halindeler. Ama onlar da çoğunlukla yalnızlığı çok derin bir şekilde hissederler.

Yalnızlık Çeşitleri Nelerdir?

  • Tercihen tek kalmak ve kalabalıklardan uzak yaşamak istemek bir yalnızlık çeşididir.
  • İş yerinde, aile içinde, okulda ya da dahil olduğu herhangi bir grupta yalıtılan, dışlanan bireylerin yaşadığı durum bir yalnızlık çeşididir.
  • Tek başına yaşayan, bireysel bir hayat süren insanlar yalnızlık hissedebilir.
  • Kendiyle geçici bir süreliğine baş başa kalıp; daha üretken, daha yaratıcı ve daha sağlıklı bir duruma gelme isteği ile geçici tercihen yalnızlık yaşayanlar olabilir.
  • Sesini duyuramadığını, anlaşılamadığını, kimsesiz olduğunu hissettiği durum insan için tam anlamıyla gerçek yalnızlıktır.

İlişkilerde Yalnızlık

Evet, yanlış okumadınız. Toplum içinde oranları hiç de düşük olmayan düzeyde, bir ilişkileri olduğu halde kendini yalnız hisseden insanlar var. Anlaşılmama, paylaşımda bulunamama, iletişimden yoksun olma ve en nihayetinde kendi kabuğuna çekilip yalıtılmış bir hayata kendini mahkum etme. Sonu gelmeyen ve nereye varacağı konusunda kendisinin de bir fikrinin olmadığı ışıksız bir tünelde yürümeye devam eden yığınlar var. Evliliklerde hele bir de çocuklar varsa ya da yoğun iş temposuna maruz kalınıyorsa çok derin yalnızlık hissedilebilir. Ve bu durum sürekli halının altına süpürülen bir problem gibi çiftler tarafından değiştirilmeye çalışılmaz, bunun için anlamlı adım atılmaz. Aynı yorganın altında, aynı yatağı paylaştığı insanın varlığına rağmen yapayalnız bir hayat sürülebilir.

Yalnızlığın Etkileri

İnsan en nihayetinde sosyal bir varlıktır. Ne olursa olsun toplum içinde rolleri olan ve sürekli sosyal temasta bulunan bir varlıktır. Yalnızlık hissetmek enerjimizi ve hayata dair motivasyonlarımızı etkiler.

Bireyin stres içinde yaşamasına sebep olabilir. Sürekli kaygılı davranarak güvensizlik içinde yaşamasına neden olabilir.

Problem çözme becerilerini etkileyip kriz yönetimi konusunda çaresiz bırakabilir.

İş hayatında başarısız, özgüvensiz olmaya itebilir.

Biyolojik bazı problemleri beraberinde getirebilir. Yeme bozuklukları, iştahsızlık, uykusuzluk, hormonal dengede bozulmalar ve enterik bazı sorunlar görülebilir.

Sosyal becerilerin ve iletişim kurma yetisinin körelmesine sebep olur.

Hayattan, hayata dair beklentilerden umudun tükenmesine sebep olabilir. Depresyona kapı aralar. Depresyon ve yalnızlık birbirini besleyen iki kardeştir.

Elbette her zaman kötü sonuçları olmayabilir. Biraz da güzel sonuçlarını yazalım. Özellikle ruhsal ve düşünsel derinliğine yolculuk etmek isteyen insanlar hayatlarının belli evrelerinde yalnız kalmayı tercih edebilirler. Ruhunun ve aklının derinliklerine giderek güçlü yanlarını keşfedip, zayıf yönlerini güçlendirebilir.

Yaşama sevincini ve hayattan zevk almayı arttırır. Sahip olduklarının kıymetini bilmeyi ve daha hoşgörülü ve kanaatkar olmayı sağlar.

Yaratıcı ve üretken olayı sağlayarak ortaya eser koyma cesaretini besler. Yazarların özellikle önemli eserler bırakmış sanatçıların üretim süreçlerinin başında veya belli bir yerinde böyle bir yalnızlık süreci kesinlikle olur.




NOT: Bu makale ve sitemizdeki diğer tüm içerikler bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır. Tıbbi bir tanı ve tedavi amacı taşımamaktadır. Sitedeki bilgiler ışığında bir ilaç tedavisine başlanması veya sonlandırılması kesinlikle önerilmez. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için mutlaka bir tıp hekimine başvurunuz. Bu makale ve sitemizdeki diğer tüm içerikler Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırı sayılabilecek ilan ve reklam yapma amacı taşımamaktadır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Diğer Makaleler

Özgüven

Özgüven aslında insanın kendini tanımasıdır. Neleri yapabileceği, neleri yapamayacağı, kabiliyetlerinin ve yapabileceklerinin sınırları konusunda bilgi sahibi olmasıdır. Kendini

Devamı »

Boşanma Ve Çocuk

Boşanma; günümüz toplumunda çiftlerin artık oldukça sık başvurduğu yollardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Aile içerisinde yaşanan uzun süreli

Devamı »