Van Koza Psikoloji logo

Neden Hayır Diyemiyoruz

Bu yazı uyum sağlamak ve birey olabilmek kavramlarını yeniden düşünmenizi sağlayacak bir yazı olacak. Aslında hayatlarımız, sosyal ilişkilerimiz bu iki kavramla doğrudan ilgilidir. Bunu iyi anlayabilmek için çocukluk yıllarına kadar gitmek gerekir. Çocuklara doğru yer ve zamanda hayır diyebilmeyi öğretmek, birey olabilmeyi ve uyum sağlamayı öğretmek demektir. Sevgiyle yetiştirilen çocuklar zaten istemedikleri durumlarda hayır diyebilirler. Onların kişiliklerini baskılamayacak şekilde sınırlarını öğretmek elbette gereklidir. Bu, uyum sağlamayı öğretecek ve sosyal ilişkiler kurmayı kolaylaştıracak bir adımdır. Fakat çoğu zaman hayır diyebilmek ne yazık ki saygısızlık, uyumsuzluk, başına buyruk olma ile özdeşleştirilip bireysel istekler ve benlikler baskılanmaktadır. Bu baskılanma ve kısıtlanma, karakter gelişimini doğrudan etkiler. Hayır diyememek; değersiz hissetme, öfke birikimi, öfkeyi açığa çıkaramama ve strese neden olur. Bunlar ne yazık ki benliğin bir parçası haline gelir ve birey bununla yaşamak zorunda kalır.

Başkalarının onay ve arzularına göre yaşamak; kendi düşünce, duygu ve arzularını ikinci plana itmek demektir. Kendi içinde hep biriktirdiği ukde ve keşkeler ile yaşamak demektir. Sürekli kendi içinde bir öfke ile yaşayıp, kendini suçlamak demektir.

Küçük onay ve takdirler, sevilme arzusu, hayır diyememeye neden olur. Hayır diyememek; dışlanmaya, saygı görmemeye, sevilmemeye neden olur diye düşünmek yanlıştır. Fakat aslında hayır diyememek zamanla bunun tersi durumu doğurur. Düşüncelerine ve kişiliğine saygı duyulmayan, önemsenmeyen birine dönüşmeye sebep olur.

Hayır Demek Neden Önemli?

Her şeye yeten, her şeyi yapabilen, herkesi mutlu edebilen hiç kimse yoktur. Zaten kurduğumuz ilişkilerimizde tek amacımız da bu olmamalıdır. Çevremizi mutlu etmekle yükümlü bir serotonin memuru değiliz. Çevremize hayır diyebilmek kimi zaman onları mutsuz edebilir. Fakat söylediğimiz ‘hayır’ bizi mutlu edecekse ya da diğer açıdan ‘evet’ demek mutsuz edecekse o zaman söylediğimiz ‘hayır’ herkes için hayırlıdır. Çünkü insanlardan beklediğimiz küçük takdirler ve bununla kazandığımız mutluluklar sunidir. Bize iç çekişmeleriyle dolu, kendi iç hesaplaşmalarımızın olduğu mutsuz eden zamanlar bırakır.

Neleri yapabileceğimize, göğüs gerebileceğimize, hoş göreceğimize dair net bir çizgimizin olması gerekir. Çünkü aklımızın, ruhumuzun, duygularımızın, bedenimizin bir vadesi var ve bunu idareli kullanmalıyız. Stresle, sıkıntıyla, öfke ile, pişmanlıklar ile sahip olduğumuz bu değerli şeylerin vadesini kısaltmamalıyız. Söylememiz gereken ama söylemediğimiz her ‘hayır’ bize stres, sıkıntı, öfke, pişmanlık getirir.

Söylememiz gereken ama söylemediğimiz her ‘hayır’ karakterimizi arka plana itmek demektir. Bizi biz yapan duygu, düşünce ve arzularımızı değersiz görmek demektir. Özgüvenimizi kaybetmek, kişiliğimizi yitirmek ve kendimizi bir kapana sıkışmış hissetmek demektir. Çevremize söylemediğimiz ‘hayır’ aslında kendimize ‘hayır’ demektir. Bizde biriken her ‘hayır’ da günün birinde ruhsal, psikolojik ya da biyolojik belirtilerle gün yüzüne çıkar.

Az olan şey her zaman daha kıymetlidir. Takdir görüp sevilmek için söylenen her evet, zamanla kıymetini yitirir. Bizleri kolay ulaşılabilen, her yola gelebilen biri yapar. Sonuç olarak sevilmek ve takdir edilmek için yapılan şey, tam tersine değersizlik getirir.

Uyum sağlamak hiç mi önemli değil? Elbette önemli. Fakat uyum sağlamak demek kendinden ödün vermek demek olmamalıdır. Söyleyeceğimiz evetler ya da hayırlar benlik ve uyum terazisinin balansını bozmamalıdır. Bunu, bizden talep edilenlerin bizi nasıl etkileyeceğini saptayarak olacağını unutmamalıyız. Diğer bir tabirle kâr zarar hesabı yaparak talep edilenin bizim için yapılabilir, vazgeçilebilir, önemli, önemsiz, katlanılabilir gibi sözlerle kategorize etmek işleri kolaylaştırabilir.

Nasıl Hayır Diyebilirim?

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır. Hayır derken doğru sözleri seçebilmek en az söylediğimiz hayır kadar önemli ve değerlidir. Hayır derken çok net olmak gerekir. Ama netlik kabalık demek değildir. Kırıcı olmayan ifadeler kullanmak gerekir ama bu, sınırları olmayan sözler seçerek olmamalıdır. Lafı dolandırıp, uzun uzadıya açıklama yapmak meramımızı daha net aktarmamızı sağlamaz.

Söylediğimiz ‘hayır’ın bundan sonra hep hayır diyeceğimiz anlamına gelmediğini belirtmemiz gerekir. İstek, öneri, uyum, birlikteliklere kapalı olmadığımızı göstermemiz önemlidir.

Hayır diyebiliriz ama eğer mümkünse bunun yerine alternatif olabilecek bir şey söyleyebiliriz. Hem onun talebinin bir parçası olup birbirimizden uzaklaşmamış oluruz hem de kendimizden taviz vermemiş oluruz.

Talep edilen şey çok mantıksız ve akılla bağdaşır hiçbir yanı olmayan bir şey olsa bile sakin bir şekilde mantıksızlığı açıklamamız gerekebilir. Çünkü bize çok mantık dışı gelen bir şey karşı taraf için çok normal olabilir. Bu açıklamayı yapmak bize yorucu gelmemeli. Aksine bu açıklamayı yapmamak sonrasında bizi daha çok yoracaktır.

Bizden talep edilen şey için bazen uygun zemin olmayabilir. Bazen doğru zaman değildir, bazen şartlar uygun değildir. Bunun için şartların olgunlaşmasını ya da bize biraz zaman tanımasını istemek doğru olacaktır.




NOT: Bu makale ve sitemizdeki diğer tüm içerikler bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır. Tıbbi bir tanı ve tedavi amacı taşımamaktadır. Sitedeki bilgiler ışığında bir ilaç tedavisine başlanması veya sonlandırılması kesinlikle önerilmez. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için mutlaka bir tıp hekimine başvurunuz. Bu makale ve sitemizdeki diğer tüm içerikler Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırı sayılabilecek ilan ve reklam yapma amacı taşımamaktadır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Diğer Makaleler

Aile İçi İletişim ve Çocuk

İletişim; ikili ilişkilerimizden iş ortamına, küçük bir topluluktan büyük kitlelere, tamamen yabancısı olduğumuz gruplardan aynı çatıyı paylaştığımız ailemize kadar

Devamı »

Günlük Yaşamda Kaygı

                Kaygı hayatımızın bir parçasıdır ve bizler korku, gerginlik ve stresle bir anlamda yaşamayı öğreniriz zamanla. Belirli düzeyde

Devamı »