Van Koza Psikoloji logo

Kendini Başkalarıyla Kıyaslamak


Kendinizi ortaokul öğrencisi olarak hayal edin. Öğretmen bir konuda proje yarışması düzenledi ve bir hafta sonra en iyi proje ile geleni ödüllendireceğini söyledi. Her geçen an daha iyi bir proje fikri için kafa yoruyorsunuz. Arkadaşlarınızla teneffüs aralarında bunun hakkında konuşuyorsunuz. İstemsizce aklınızdaki proje fikrini arkadaşlarınızın fikirleri ile kıyaslıyorsunuz. Diğerlerinin projelerinin daha sıradışı ve üretken olduğunu düşünüyorsunuz. Bu durum sizi kamçılıyor ve daha iyi bir fikir üretmek için bakış açınızı değiştiriyorsunuz.
Yukarıdaki örnekte kendinizi başkalarıyla kıyasladınız. Yaptığınız işi daha iyi yapıp, daha verimli sonuçlar elde ettiniz. Arkadaşlarınızın çalışmalarından ilham aldınız ve bu sizi geliştirdi. Ama kendinizi başkalarıyla kıyasladığınız her durum böylesine masum ve yararlı değildir ne yazık ki. Sahip olduğumuz evi, arabayı, kıyafetlerimizi, yaptığımız işleri, dış görünüşümüzü ve daha birçok şeyi başkalarıyla kıyaslarız. Bu durum, günümüzde instagram gibi insanların hayatlarını sergilediği sosyal medya mecralarının artmasıyla ne yazık ki zirve yapmış durumda. Sosyal medyada insanların hayatlarının en iyi anlarını paylaşmaları ve sürekli bunlara maruz kalmak, bir süre sonra bizlere kendi hayatlarımızı sorgulatmaya ve en sonunda kendi hayatımızdan memnuniyetsiz olmamıza sebep olur. Kendini başkalarıyla kıyas yapmanın tek sebebi elbette sosyal medya değildir. Çevremizdeki insanların tepkileri, yönlendirmeleri, değerlendirmeleri ve eleştirileri de buna sebep olabiliyor. Sonuç olarak devamlı bir kıyas yaparak başardıklarımızdan, sahip olduklarımızdan, hayatımızın bileşenlerinden mutsuzluk duymaya ve kendimizi yetersiz hissetmeye başlarız.
Mutlu olmanın bir maraton yarışı olmadığını bilmemiz gerekir. İş arkadaşının son model arabasına, kapı komşusunun avangard mobilyalarına, instagram fenomeninin daha dolgun ve dalgalı saçlarına mutluluğumuzu endekslememeliyiz. Ne iş yapıyorsak yapalım dünyanın herhangi bir yerinde işimizi farklı yönleriyle bizden daha iyi yapan birileri illa ki vardır. İş arkadaşımızın bizimkinden iyi olan arabasından satın alınca başka bir iş arkadaşının daha iyi olan arabasını da almak isteriz. Fiziksel özelliklerimizin umduğumuz gibi olmadığından şikayetçi olmanın sonu yok. Daha uzun boylu, daha fit, vücut ölçüleri daha güzel. Daha, daha, daha… Bunun sonu yok.

Kendimizi Kimlerle Kıyaslarız?
İlgi duyduğumuz işleri yapan insanlarla kendimizi kıyaslarız. Tenis sporunu seven ve profesyonel ya da amatör tenis oynayan biri, kendini bir tenis sporcusu olan Rafael Nadal ile kıyaslar. İlgi duymaığımız alanlarda olan ya da işleri yapan insanlarla kıyas yapmayız. Piyano çalmaya ilgi duymuyorsak kendimizi Fazıl Say ile kıyaslamayız.
Kendimizi bazı yönlerden bize benzeyen kişilerle kıyaslarız. Cinsiyet, ırk, meslek, yaş gibi benzerlikler varsa kıyas yapabiliyoruz. Örneğin erkekler vücut geliştirme sporu yapan biri kendini kadın sporcularla kıyaslamaz.

Kendimizi Başkalarıyla Kıyaslamaktan Nasıl Kurtulabiliriz?
Kendimizi bir konuda veya bir alanda, kendimizden iyi ya da kötü insanlarla kıyaslayabiliyoruz. Mutlu olmak için başkalarının performansları ve sahip olduklarına göre kendimizi konumlandırırız. Mutluluğumuzu ya da mutsuzluğumuzu bu kıyasın sonucuna göre belirleriz. Ama illa kendimizi kıyas yapacaksak da yine kendimizle kıyaslamalıyız. Önceki günümüz, haftamız, ayımız ve yılımızı baz alarak gelişim göstermeye çabalamalıyız. Başkalarıyla kendimizi kıyaslamanın bize kazandırmadığını, aksine kaybettirdiğini anlamalıyız.
Bizi geliştirecek, daha iyi yapacak, daha iyi hissettirecek çalışmalar, aktiviteler ve hobiler yapmalıyız. Ruhsal yönden iyi gelecek mekanlarda, ortamlarda zaman geçirmeliyiz. Bunu yapmak daha güçlü bir karaktere sahip olmamızı sağlar. Güçlü bir kişiliğimizin olması, özgüvenimizi arttıracaktır. Artan özgüvenimizle kendimizi başkalarıyla kıyaslama ihtiyacı hisetmeyiz.
Bizlere bu yönden zarar verecek ortamlardan ve aktivitelerden uzak durmalıyız. Enerjimizi sömüren, sahip olduğumuz şeyleri küçümseyen, performansımızı değersiz gören insanları hayatımızdan çıkarabiliriz, çıkaramıyorsak bile onları duymazdan gelebiliriz. İnstagramda geçirdiğimiz zamanı azaltabiliriz.
Sahip olmadıklarınıza odaklanmak yerine sahip olduklarınıza, hayatınızın olumlu taraflarına odaklanın. Küçük şeylerle mutlu olmayı bilin. Daha fazlasını elbette herkes isteyebilir, bizler de istebiliriz. Ama mutluluğumuzu tamamen buna endekslemeyelim.
Her kıyas olumsuz değildir elbette. Hayatımıza renk katacak, bize ilham verecek ve geliştirecek insanlarla kendimizi kıyaslamanın hiçbir zararı yoktur; bilakis çok faydası vardır.




NOT: Bu makale ve sitemizdeki diğer tüm içerikler bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır. Tıbbi bir tanı ve tedavi amacı taşımamaktadır. Sitedeki bilgiler ışığında bir ilaç tedavisine başlanması veya sonlandırılması kesinlikle önerilmez. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için mutlaka bir tıp hekimine başvurunuz. Bu makale ve sitemizdeki diğer tüm içerikler Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırı sayılabilecek ilan ve reklam yapma amacı taşımamaktadır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Diğer Makaleler

Aile İçi İletişim ve Çocuk

İletişim; ikili ilişkilerimizden iş ortamına, küçük bir topluluktan büyük kitlelere, tamamen yabancısı olduğumuz gruplardan aynı çatıyı paylaştığımız ailemize kadar

Devamı »

Günlük Yaşamda Kaygı

                Kaygı hayatımızın bir parçasıdır ve bizler korku, gerginlik ve stresle bir anlamda yaşamayı öğreniriz zamanla. Belirli düzeyde

Devamı »